Örgütopya

Örgütopya Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Örgütopya, Arts & Crafts Store, Gümüşsuyu Caddesi, Istanbul.

Üretirken her aşamada doğaya, hayvanlara ve insanlara duyarlı davrandığımız, özenle ürettiğimiz, ulusal değerlerimize sahip çıkarak örgü örme becerimizi ve özgün tasarımlarımızı Dünya’ya duyurduğumuz bir platform; Örgütopya…

Olga Buraya-Kefelian’ın tasarımlarında örgü, yalnızca bir giysi üretme yöntemi değil, aynı zamanda biçimi ve hacmi araşt...
11/10/2026

Olga Buraya-Kefelian’ın tasarımlarında örgü, yalnızca bir giysi üretme yöntemi değil, aynı zamanda biçimi ve hacmi araştırmanın bir aracı. Coda’yı da bu yaklaşım üzerinden okumak mümkün: Önemli olan yalnızca ortaya çıkan siluet değil, örgünün yapısal kararlarının bu silueti nasıl oluşturduğu. Brooklyn Tweed için 2014 yılında tasarladığı Coda, aynı giyside iki farklı omuz yapısını bir araya getiren, iki yönlü giyilebilen bir kazak modeli.

Bir yüzünde saç örgüleri ve ajur detaylarıyla vurgulanan klasik raglan çizgileri bulunurken, diğer yüzünde aynı desenler yön değiştirerek kavisli bir omuz bölümüne dönüşüyor. Bu kavis, kısa sıralarla şekillendiriliyor. Gövde aşağıdan yukarıya, üst omuz bölümü ve kollar ise yukarıdan aşağıya örülerek birleştiriliyor.

Coda’nın ilginç yanı, aynı desenin iki farklı yapısal düzen içinde bambaşka bir görünüm kazanması. Saç örgüsü burada yalnızca yüzeyi süsleyen bir motif değil, giysinin biçimini ve çizgilerini belirleyen tasarımın bir parçası.

Bir örgünün karakterini belirleyen şey kullandığımız desen mi, yoksa o deseni nasıl ve nereye yerleştirdiğimiz mi?

Sizce aynı giysinin iki farklı yüzü, iki farklı tasarım olarak düşünülebilir mi?
©️📸: Brooklyn Tweed/Jared Flood

Sevdiyseniz gelin birlikte örelim.

Alice Starmore’un 2018 yılında yayımlanan Glamourie kitabında yer alan Raven Poncho, kuzgunların uçuşundan esinlenerek t...
08/10/2026

Alice Starmore’un 2018 yılında yayımlanan Glamourie kitabında yer alan Raven Poncho, kuzgunların uçuşundan esinlenerek tasarlanmış, kıvrımlı etek hattı ve katmanlar hâlindeki örgü tüylerden oluşan yakasıyla dikkat çeken sıra dışı bir model. Starmore, yaşadığı İskoçya kıyılarında kuzgunların rüzgârla birlikte yükselişlerini, süzülüşlerini ve kanat hareketlerini gözlemleyerek bu hareket duygusunu bir giysiye aktarmak istemiş.

Dört ayrı parça hâlinde örülen pançonun en önemli özelliği, kısa sıralarla (short rows) oluşturulan kıvrımlı biçimi. Etek çevresinde geniş ve hareketli bir siluet oluşturan örgü, göğüs ve boyun çevresine yaklaştıkça daralarak vücuda oturuyor. Bu biçimi elde etmek için hem parçaların yanlarında hem de orta bölümlerinin iki yanında farklı aralıklarla eksiltmeler yapılıyor.
Modelin yakasında kullanılan örgü tüyler ise ayrı bir tasarım çalışmasının ürünü. Farklı boyutlarda örülen ve iki ya da üç kat hâlinde yerleştirilebilen bu parçalar, kuzgunun tüylerini çağrıştırırken giysiye güçlü bir hacim kazandırıyor. Bağımsız olarak da kullanılabilir.

Raven Poncho’nun başarısı, doğadaki bir biçimi yalnızca taklit etmesinde değil, o biçimin hareketini ve yapısal özelliklerini örgü teknikleriyle yeniden yorumlamasında yatıyor. Kısa sıralar, eksiltmeler ve katmanlı parçalar burada birbirinden bağımsız teknikler değil; aynı tasarım fikrine hizmet eden kararlar.

Bize göre Raven Poncho, tasarım açısından çok önemli bir soruyu gündeme getiriyor:
“Doğadan esinlenerek tasarlamak, gördüğümüz biçimi tekrar etmek midir, yoksa o biçimi oluşturan hareketi ve yapıyı anlayarak yeni bir şeye dönüştürmek midir?”

Raven Poncho, örgünün yalnızca desen ve doku oluşturmak için değil, hareketi, hacmi ve üç boyutlu biçimi tasarlamak için de kullanılabileceğini gösteriyor.

Sizce doğadan esinlenen bir tasarımın başarılı olması için kaynağını hemen tanıyabilmemiz mi gerekir, yoksa o kaynağın karakterini hissetmemiz yeterli midir?

Sevdiyseniz, gelin birlikte örelim!
©️📸:Virtual_yarns


HELLO, HYGGE LIFE’ın 2025 yılında tasarladığı MantCape, omuzlardan aşağıya doğru genişleyerek dökülen, pelerin ile panço...
08/10/2026

HELLO, HYGGE LIFE’ın 2025 yılında tasarladığı MantCape, omuzlardan aşağıya doğru genişleyerek dökülen, pelerin ile panço arasında bir yerde duran, sade ama oldukça dikkat çekici bir model.
MantCape’in en önemli özelliği, biçiminin karmaşık bir kalıptan ya da farklı örgü tekniklerinin bir araya getirilmesinden değil, neredeyse bütünüyle tek lastik örgü ve düzenli artışlardan doğması.
Model, yuvarlak örülen bir yakayla başlıyor. Ön bölümde üst üste binen bir açıklık oluşturulduktan sonra, ense kısmında Alman kısa sıraları kullanılarak ön ve arka arasındaki yükseklik farkı düzenleniyor. Ardından örgü, gidiş dönüş sıralar hâlinde ve artırılarak aşağıya doğru genişletiliyor. Sonradan eklenen ceplerle tamamlanıyor.
Tek lastik örgünün bütün yüzey boyunca kesintisiz devam etmesi, modele güçlü bir görsel bütünlük kazandırıyor. Dikey çizgiler gözümüzü yakadan eteğe doğru yönlendirirken, artışlarla genişleyen yüzey bu çizgilerin birbirinden uzaklaşmasına izin veriyor. Böylece örgünün ritmi ile giysinin biçimi birlikte gelişiyor.

Bize göre MantCape’in başarısı, oldukça basit bir tekniğin olanaklarını sonuna kadar kullanmasında yatıyor. Burada saç örgüleri, ajurlar ya da dikkat çekici süslemeler yok. Tasarımın karakterini belirleyen şey, ilmeklerin nasıl çoğaldığı, yüzeyin nasıl genişlediği ve bedenin çevresinde nasıl yer aldığı.

MantCape, örgü tasarımında çok temel bir soruyu yeniden düşünmemizi sağlıyor:
“Bir giysinin biçimi önceden çizilmiş bir kalıbın sonucu mudur, yoksa örme sürecinin kendisi biçimi üretebilir mi?”

Bizce MantCape, ikinci yaklaşımın çok güzel bir örneği. Tek bir örgü tekniğinin, doğru konstrüksiyon kararlarıyla ne kadar farklı bir giysiye dönüşebileceğini gösteriyor.

Sizce bir tasarımı ilginç kılan şey kullanılan tekniklerin çeşitliliği mi, yoksa en basit tekniğin bile beklenmedik bir biçimde kullanılabilmesi mi?

Sevdiyseniz gelin, birlikte örelim!
©️📸: Hello, Hygge Life

HELLO, HYGGE LIFE | Knit Designer
ÖRGÜTOPYA

Michele Wang’ın Brooklyn Tweed için 2013 yılında tasarladığı Vale Poncho, yüksek balıkçı yakası, bütün yüzeye yayılan sa...
08/10/2026

Michele Wang’ın Brooklyn Tweed için 2013 yılında tasarladığı Vale Poncho, yüksek balıkçı yakası, bütün yüzeye yayılan saç örgüleri ve ajurlu dokusuyla dikkat çeken bir model.
İlk bakışta geleneksel bir panço gibi görünse de Vale’nin asıl özelliği, bu giysi türünün serbest ve dökümlü yapısına daha kontrollü bir biçim kazandırması. Ön ve arka olmak üzere iki ayrı parça hâlinde örülen model, omuzlardan ve yanlardan birleştiriliyor. Ön parçada oluşturulan kol açıklıkları ve sonradan örülen lastik kenarlar, kolların hareketini kolaylaştırırken pançonun vücut üzerinde dönmesini ve yer değiştirmesini de sınırlandırıyor.
Yüksek balıkçı yaka, omuz birleşimleri ve kol açıklıkları sayesinde Vale, yalnızca vücudun üzerine bırakılan geniş bir örgü yüzey olmaktan çıkıyor; belirli bir duruşu ve kullanım biçimi olan bir giysiye dönüşüyor.
Modelin tamamına yayılan saç örgüleri ve ajurlar ise yüzeye güçlü bir ritim kazandırıyor. Kabartmalı saç örgülerinin yoğunluğu ile ajurların oluşturduğu açıklıklar arasındaki karşıtlık, geniş yüzeyin tekdüze görünmesini engelliyor.

Bizce Vale’nin başarısı, pançonun rahatlığından vazgeçmeden ona daha tanımlı bir yapı kazandırmasında yatıyor. Üstelik bunu karmaşık bir kalıp oluşturmak yerine, parçaların birleşim yerlerini ve kol açıklıklarını dikkatle tasarlayarak başarıyor.

“Bir giysinin biçimini belirleyen şey yalnızca dış hatları mıdır, yoksa parçaların nerede birleştiği ve nerede açık bırakıldığı da biçimin bir parçası mıdır?”

Vale, bize bir örgü yüzeyinin nasıl bir giysiye dönüştüğünü ve küçük konstrüksiyon kararlarının kullanım deneyimini ne kadar değiştirebildiğini düşündürüyor.

Sizce bir pançoyu rahat yapan şey sınırsız hareket özgürlüğü mü, yoksa hareketi kolaylaştıran doğru tasarım kararları mı?

Sevdiyseniz gelin, birlikte örelim!
📸 ©️: Jared Flood

Michele Wang Michele Wang

Norah Gaughan’ın Brooklyn Tweed için tasarladığı Pyry Capelet, yüksek bir balıkçı yakayla başlayıp aşağı doğru genişleye...
08/10/2026

Norah Gaughan’ın Brooklyn Tweed için tasarladığı Pyry Capelet, yüksek bir balıkçı yakayla başlayıp aşağı doğru genişleyerek omuzları saran küçük bir pelerin modeli. En büyük özelliği bir kazağın en belirgin bölümlerinden biri olan robayı, tek başına bir giysiye dönüştürmesi.
Ön yüzünde, tek lastikle örülmüş bir alanı çevreleyen büyük baklava biçimli saç örgüsü, ilk bakışta dekoratif bir ayrıntı gibi görünse de omuz bölümünün görsel düzenini belirleyen önemli bir tasarım öğesi. Kullanılan hacimli ama görece hafif iplik ise hem yüksek yakaya hem de kabartmalı saç örgülerine belirginlik kazandırıyor.
Pyry’nin başarısı, karmaşık bir form yaratmasından çok, alışılmış bir giysinin sınırlarını yeniden tanımlamasında yatıyor. Ne bir kazak, ne bir şal, ne de klasik bir panço. Bir kazağın yalnızca yaka ve omuz bölümünün, kendi başına bir giysiye dönüşebileceğini gösteriyor.
Bizce Pyry, tasarım açısından şu soruyu tartışmak için çok güzel bir örnek:
“Bir giysinin hangi parçasını çıkardığımızda kimliğini kaybederiz? Hangi parçasını tek başına bıraktığımızda ise yeni bir tasarım ortaya çıkar?”

Bu açıdan Pyry, yalnızca güzel bir örgü modeli değil; eksilterek tasarlamak, bir giysinin özünü sorgulamak ve alışılmış biçimlere başka bir gözle bakmak üzerine düşündüren bir çalışma.

Siz ne düşünüyorsunuz? Bir kazağın yalnızca robası, başlı başına bir giysi olabilir mi?

Sevdiyseniz gelin, birlikte örelim!

Norah Gaughan

Elenor Mortensen’in örgülerine baktığımızda ilk gördüğümüz şey nefis tasarlanmış desenleri. Ama bizi asıl ilgilendiren, ...
06/10/2026

Elenor Mortensen’in örgülerine baktığımızda ilk gördüğümüz şey nefis tasarlanmış desenleri. Ama bizi asıl ilgilendiren, desenlerin güzelliğinden çok giysiye ne yaptığı. Mortensen çoğunlukla bildiğimiz, çok karmaşık olmayan kazak yapıları kullanmasına rağmen, yüzeylerdeki motiflerin büyüklüğünü, tekrarını, ritmini, renklerini ve beden üzerinde nerede başlayıp nerede bittiğini o kadar güzel ayarlıyor ki, tasarımını esas farklılaştıran bu oluyor.

Tasarımlarında Art Nouveau’dan Sashiko’ya, İskandinav motiflerinden doğaya kadar pek çok farklı kaynaktan besleniyor ve bunları olduğu gibi örgüye taşımak yerine, ilmeğin ve örgü yüzeyinin diline çeviriyor.

Belki de Mortensen’in tasarimlarına bakarken sorulacak en güzel soru şu: Bir desen ne zaman süsleme olmaktan çıkıp tasarımın kendisine dönüşür?

Bir kazağın desenini çıkardığımızda o kazaktan geriye aynı şey kalmıyorsa, artık desen yalnızca yüzeyde değildir; giysinin kimliğini kuruyordur.

Mortensen’in bize düşündürdüğü tam da bu:
Bazen yeni bir tasarım için yeni bir kazak biçimi bulmamız gerekmez. Bildiğimiz bir biçime başka türlü bakmak yeterlidir. Bir tasarım diline sahip olmak belki de her defasında başka bir şey yapmak değil; farklı işler yaptığımızda bile bize ait olan düşünme biçiminin hissedilmesidir. Mortensen’de bu dili desen, ritim ve renk üzerinden okuyabiliyoruz.

Sizin de tasarım dilini ilk bakışta tanıdığınız, “bu kesin onun tasarımı” dediğiniz bir tasarımcı var mı? Bize de yazar mısınız?

Elenor Mortensen

05/10/2026

Bu sezon çok güzel işler yapacağız. Hepinizi atölyelerimize bekliyoruz. Gelin tanışalım🫶🏻

En az örgülerimiz kadar sevdiğimiz kitap klübümüz başlıyor. Hocamız Özlem Öğüt Yazıcıoğlu’ nun seçtiği Ekim ayı kitabımı...
24/09/2026

En az örgülerimiz kadar sevdiğimiz kitap klübümüz başlıyor.

Hocamız Özlem Öğüt Yazıcıoğlu’ nun seçtiği Ekim ayı kitabımız Maggie O’Farrell’den Evlilik Portresi.

Kitap , Women’s Prize for Fiction Finalisti

Maggie O’Farrell ödüllü kitabı Hamnet’tan sonra bu kez Rönesans İtalya’sında bir kadının kaderine karşı ayakta –ve hayatta– kalma mücadelesini anlatıyor. Tarihin donukluğunu kelimeleriyle canlandırarak okura bir Rönesans tablosu kadar çarpıcı bir hikâye sunuyor.

Kayıt ve detaylı bilgi için CircleArtCulture ile iletişime geçmenizi rica ederiz.
0532 385 21 99

Herkese merhaba,Uzun bir aradan sonra 6 Ekim’de yeni atölye dönemimize başlıyoruz. Bu yılın temasını “Kendin ol” olarak ...
23/09/2026

Herkese merhaba,

Uzun bir aradan sonra 6 Ekim’de yeni atölye dönemimize başlıyoruz. Bu yılın temasını “Kendin ol” olarak belirledik.

Bu dönem yalnızca yeni çıkan modelleri göstermeyeceğiz. Belirgin bir tasarım fikri taşıyan örgülere bakacak, bizi tekrar tekrar benzer modellere çeken şey ne, bir seçim ne zaman gerçekten bize ait olur sorularının ekseninde
bir modeli neden sevdiğimizi birlikte anlamaya çalışacağız.

Atölyelerde elbette beğendiğimiz modelleri öreceğiz. Ama dilersek bir kazağı kendi bedenimize göre yeniden tasarlayacağız. İpliği, deseni, dokuyu ve belki üzerine işleyeceğimiz nakışı seçerek o modele kendi kararlarımızı katacağız, biraz daha kişiselleştireceğiz.

Thomas Mann’ın Doktor Faustus’ta söylediği gibi: “Öğrenmenin en yoğun, en gururlandırıcı ve yüreklendirici türü, ileriye doğru kademe atlayanı”. Biz de hep ilerlemek istiyoruz, yeni teknikler ve yeni zanaatlar katarak. Biliyoruz ki
hepimizin öğrenme hızı ve ulaşmak istediği yer farklı. Ancak biz yetişme telaşı duymadan, sakinlikle ve birlikte üreterek ilerlemek istiyoruz. Tek bir doğru model aramıyoruz. Yaptığımız seçimleri tanıdıkça kendimizi daha iyi temsil eden işler ortaya çıkarabileceğimize inanıyoruz.

Yeni atölye dönemimiz hepimize güzellikler getirsin. Birlikte tasarlayalım, birlikte hayata geçirelim. Gelin yerinizi ayırtın.

Görüşmek dileğiyle.

Not: Beklentilerinizi ve görüşlerinizi yorumlarda bize yazarsanız çok mutlu oluruz.💙

Herkese merhaba,Uzun bir aradan sonra 6 Ekim’de yeni atölye dönemimize başlıyoruz. Bu yılın temasını “Kendin ol” olarak ...
23/09/2026

Herkese merhaba,

Uzun bir aradan sonra 6 Ekim’de yeni atölye dönemimize başlıyoruz. Bu yılın temasını “Kendin ol” olarak belirledik.

Bu dönem yalnızca yeni çıkan modelleri göstermeyeceğiz. Belirgin bir tasarım fikri taşıyan örgülere bakacak, bizi tekrar tekrar benzer modellere çeken şey ne, bir seçim ne zaman gerçekten bize ait olur sorularının ekseninde
bir modeli neden sevdiğimizi birlikte anlamaya çalışacağız.

Atölyelerde elbette beğendiğimiz modelleri öreceğiz. Ama dilersek bir kazağı kendi bedenimize göre yeniden tasarlayacağız. İpliği, deseni, dokuyu ve belki üzerine işleyeceğimiz nakışı seçerek o modele kendi kararlarımızı katacağız, biraz daha kişiselleştireceğiz.

Thomas Mann’ın Doktor Faustus’ta söylediği gibi: “Öğrenmenin en yoğun, en gururlandırıcı ve yüreklendirici türü, ileriye doğru kademe atlayanı”. Biz de hep ilerlemek istiyoruz, yeni teknikler ve yeni zanaatlar katarak. Biliyoruz ki
hepimizin öğrenme hızı ve ulaşmak istediği yer farklı. Ancak biz yetişme telaşı duymadan, sakinlikle ve birlikte üreterek ilerlemek istiyoruz. Tek bir doğru model aramıyoruz. Yaptığımız seçimleri tanıdıkça kendimizi daha iyi temsil eden işler ortaya çıkarabileceğimize inanıyoruz.

Yeni atölye dönemimiz hepimize güzellikler getirsin. Birlikte tasarlayalım, birlikte hayata geçirelim. Gelin yerinizi ayırtın.

Görüşmek dileğiyle.

Not: Beklentilerinizi ve görüşlerinizi bize yazarsanız çok mutlu oluruz.💙

Address

Gümüşsuyu Caddesi
Istanbul
34437

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Örgütopya posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Örgütopya:

Shortcuts

Share